Avrupa Parlamentosu Seçimleri

Mustafa Geveli

Bilindiği gibi 7 Haziran 2009 Avrupa Parlamentosunu temsil eden milletvekilleri seçilecektir. Bu AB nin 27 ülkesinde de gerçekleçtirilecektir. Şimdi diyeceksiniz bu seçimlerin bizim için azınlık olarak ne kadar önemi var. Zaten AB içinde Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonunun ve Konseyin arka planında kalmaktadır. Ama yine de orada yürütülen politikalar ve alınan kararlar kalıcı ve etkileyicidir. Azınlığımız için de yüksek önemdedir. Azınlığımızın problemlerini Avrupa Parlamentosunda anlatamak ve olayı AB platformuna taşımak için çok iyi bir şanstır. Yunanistan’da AB ye oynayan ve Azınlığımıza sıcak bakan aslında 4 parti vardır. Yeni Demokrasi Partisi, PASOK, SYNASPİSMOS, ve Yeşiller. Bu dört partiden Yeni Demokrasi Partisinden bize ne kadar hayır geleceğini aslında Yunan Parlamentosunda da hissettik. Yeni Demokrasi partisinin azınlığa bakış açısı Yunan Kilisesinin bakış açısından farksızdır. PASOK ta ise parti başkanı Papandreou bile Azınlığımız hakkında fikirlerini partisinin gündemine getirmekten çekiniyor veya sindiriliyor. SYPASPİSMOS partisi ise tarihte Azınlık hakkında yayınladığı demeçleriyle Azınlığımıza yaklaşım açısı hayli ilgi çekicidir. Acentalarında Azınlığın etnik kimliğine değinmeleri ve AB felsefesine yakışır azınlık politikaları yürütmek istemeleri Azınlığımız açısından tünelin ucundaki ışığı görürcesine umut vericidir. SYNASPİSMOS un Dilek Habip’i sekizinci sıradan aday göstermesi ile, diğer partilerin onaltıncı veya yirminci sıradan azınlık adaylarını aday göstermeleri arasında hayli bir rakam farkı vardır. Bunun yanında bir de Yunanistan Yeşiller partisi vardır. Onlarında olaylara bakış açısı hayli ilginçtir. Bu partinin de Avrupa Parlamentosuna girme durumu olabilir, ve emin olun ki, diğer sefer Azınlık tan da aday göstereceklerdir. En azından Almanya’da Yeşiller yabancılara en iyi bakan parti statüsündedir.

Niye bize azınlıktan bir Avrupa Parlamentosu milletvekili gerekli? Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığın hakları maalesef etkin olarak Avrupa da savunulamamaktadır. Etkin politikalar yapılacağı yerde, sözde politikalarla pasif kalınmaktadır. Batı Trakya politikasının asıl konsantre olması yer AB başkenti Brüksel’dir. Bu politikayı da en azından saygın bir Avrupa Parlamentosu milletvekilimizin, partisinin güdümünde kalmadan yapabilmesidir. Politikacılarımızın parti baskısına karşı da istifalarını, Mercedes ve yüklü geliri düşünmeden göze almaları gerekmektedir. Azınlık olarak Zombilerden farksız bir hale gelmiş durumdayız. Artık etkin düşünemez haldeyiz. Çünkü başkaları bizim için daha iyi düşünmekte ve öyle bir hava yaratılmaktadır. Sanki Batı Trakya da biz Amerika ve Rusya’nın güdümünde gibiyiz. Sanki bu tezgahın bozulmasını iki ülke de istemiyor.

Azınlıkta düşünürlere iyi gözle bakılmaz, çünkü onların düşünme ve doğru karar verme kabiliyetleri çok kişiyi rahatsız etmektedir. Bizim toplumda otur dedikten sonra kendini yere atan sevilir, çünkü kolayca güdüm altına sokulurlar, iyi paralı asker olurlar. Askerlikten ziyade de iyi kul olurlar. Aslında bu bir kişilik problemidir. Olabilen vardır ve olamayan. Bu artık kronikleşmiş toplumsal hastalığı tedavi etme zamanı gelmiş bulunmaktadır. Azınlıkta çok kişinin psikolojisi de bu hastalığa yatkındır, çünkü aşısı daha bulunmamıştır. Ondan dolayı da bizde başı çekecek karizmatik politikacı istenmez, çünkü o tezgah sahipleri içinde kontrol dışı etken olarak görülür. Çok kafanızı karıştırmadna demek istediğim, bu memlekette bu kafalan ve bu kurulu tezgah ile bir şey olmaz. Değişim şart!!!

Aslına bakarsanız azınlıklar da şirketler gibidir. Devlet yardımı ve denetimi tam güdümlü şirketler, ekonomik bilançolarını da istedikleri gibi dengeleyemezler. Çünkü o bilançoda ne girdi bellidir ne de çıktı. Arada sırada yan ve gizli girdiler de olur. Böylece şirket kendini piyasa şartlarına göre ayarlayamaz ve hep bağımlı kalır. Tabi bunun içine bir kaç şirket elemanını kişisel çıkarları da girise, yandı Barbanın balıkları. Bundan dolayı Azınlık olarak ilk önce bir kişilik kazanmamız gerekmektedir. Bu kişiliğin de halktan gelmesi gerekmektedir. Bu da sadece eğitim ve çekirdek ailenin sağladığı olanaklardan geçer.

Bizim için SYNASPİSMOS tan Dilek Habip kadar PASOK tan katılacak olan Sibel Mustafaoglou da çok iyidir. Yerel yönetimden böyle bir atak yapması aslında bir kamu oyu yoklamasıdır. Aslından iki bayanımızda gelecek milletvekilleri seçimlerine hazırlanmaktadırlar. Bu seçimlerde oylarımızı en azından onları iyi motive edecek şekilde vermemiz gerekmektedir. Azınlığımız için ikisi de çok değerli bayandır. Aslında Dilek Habip’i Avrupa Parlamentosunda ve Sibel Mustafaoglou’nuda Yunan Parlamentosunda görmek isterdim. Seçilmeseler de en azından partilerin, onlara olan desteği hissetmeleri açısından beyaz oy yerine onlara tercihimizi kullanmamız gerekmektedir. Beyaz oy bizi politik açıdan sıfırlar. En azından Azınlığımıza iyi bakan SYNASPİSMOS partisini ödüllendirmemiz gerekmektedir. Bu oy yatırımından bir şey çıkmazsa, partileri çezalandırmak yine kolaydır. Ama şans vermeden cezalandırmak en azından azınlık olarak kendimizi cezalandırmamız anlamına gelir.

Bu seçimlerin Azınlığımız açısından hayırlı geçmesi Dileklerimle…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Avrupa Birliği ve Yunanistan - 24 Haziran 2011 14:31
Dunning-Kruger Sendromu - 15 Mayıs 2010 09:21
Euro`nun Değer Kaybetmesi - 30 Mart 2010 13:38
AB mi yoksa IMF mi? - 23 Mart 2010 14:28
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ