Tsipras’in Yeni Zaferi
20 Eylül Pazar günü yapılan meclis seçimlerinde SYRİZA yine galip çıktı. “Yeni Demokrasi” ile arasındaki farkın çok daraldığını iddia eden tüm anketlere rağmen, Ocak 2015 seçimlerine göre çok küçük kayıp veren SYRİZA rahat bir galibiyet kazandı.
Oyların yüzde 35,46’sını ve 145 koltuk kazanan SYRİZA, yüzde 28,1 ve 75 koltuk kazanan “Yeni Demokrasi”ye büyük fark attı. Neo-nazi “Altın Şafak” partisi yüzde 6,99 ve 18 koltuk ile üçüncü olup, PASOK ve “Demokratik Sol” ittifakı yüzde 6,28 ve 17 koltuk ile dördüncü parti oldu. Yunanistan Komünist Partisi yüzde 5,55 ve 15 koltuk ile besinci, “Nehir” partisi ise yüzde 4,09 ve 11 koltuk ile altıncı parti oldu. Aşırı sağ “Bağımsız Yunanlılar” partisi yüzde 3,69 ve 10 koltuk, başkanı Yunan ‘trash TV’ kahramanı Vasilis Leventis olan “Merkezliler Birliği” yüzde 3,43 ve 9 koltuk ile Yunan seçim kanununun yüzde 3 barajını aşabilen son iki parti oldu. Oysa SYRİZA’dan seçim öncesi ayrılan “Halk Birliği” partisi, aldığı yüzde 2,86 ile meclis dışında kaldı.
Bu sonuçlar nasıl yorumlanabilir?
Bu seçimin en önemli tespiti, SYRİZA veya daha doğrusu lideri Aleksis Tsipras’ın Yunan siyasetinin hâkim bir pozisyonuna ulaşması. Reform ve “kemer sıkma” politikalarına karşı, radikal bir siyasi bir program ile 25 Ocak 2015 meclis seçimini kazanan Tsipras, bu kere eski vaatlerine zıt bir siyasi program sunmuştu. Yeni ve daha sert mali tedbirler içeren bir borç anlaşmasını imzalayan Tsipras, programın acı taraflarını yumuşatan “paralel program” ile Yunan ekonomik krizinin en mağdur toplum gruplarına destek vereceğini vaat etti. Yunan seçmeni ise, banka krizi, sermaye kontrolleri ve son aylarda ekonomide yer alan çöküşe karşın, SYRİZA değil, Tsipras’a verdiği güvenoyunu tazelemeye karar verdi. Tsipras, artık SYRİZA’ya bağlı bir lider değil, SYRİZA Tsipras’a bağlı bir parti oldu.
Bu seçimin en büyük mağlubu “Yeni Demokrasi” partisi oldu. Son ayların ekonomik felaketine rağmen, “Yeni Demokrasi” Yunan seçmenini SYRİZA- ANEL koalisyon hükümeti sorumlulukları hakkında ikna edemedi. Tam tersine, SYRİZA’nın ‘yeni’, “Yeni Demokrasi”nin ‘eski’ olduğu söylemi çok daha etkili oldu. Dolayısıyla, “yeni bir başlangıç” arzu eden bir toplum için karar, SYRİZA’nın yanına oldu. Parti başkanı Vangelis Meimarakis ise, Tsipras’a alternatif olarak başarılı olamadı. Yeni parti başkan seçimine giren “Yeni Demokrasi” önümüzdeki haftalarda ciddi özeleştiri ve yenileme çağrılarıyla karşı karşıya kalacak.
Bu seçimin ikinci mağlubu, “Nehir” partisi oldu. Ciddi bir oy ve koltuk kaybını uğrayan reform yanlısı parti, son aylarda hatalı siyasi manevralarının ve net siyasi kimlik oluşturamamanın bedelini ödedi. Bir süre ‘eski partilere’, yani “Yeni Demokrasi” ve PASOK’a karşı sert eleştiriler yapan “Nehir” başkanı Stavros Teodorakis, aynı zamanda SYRİZA’yla koalisyon hükümeti kurmaya hazır olduğunu tekrarlıyordu. Bu izlenim, SYRİZA’nın eski partilerden hiç farklı olmadığı düşünen reform yanlısı “Nehir” seçmenlerini “Yeni Demokrasi”ye, Tsipras’ın siyasi dönüşümüne olumlu bakan “Nehir” seçmenlerini ise SYRİZA’ya kazandırmış.
Seçimin en büyük mağluplarından biri, SYRİZA’dan ayrılan kıdemli parti üyeleri ve milletvekilleri tarafından kurulan “Halk Birliği” oldu.
Referandum sonrasında, Tsipras’ın aniden tavır değişmesi ve troyka ile antlaşma imzalamasına karşı çıkan milletvekili ve parti üyeleri, mecliste olumsuz oy veren milletvekilleri anlaşmaya engel olamadılar. Çünkü antlaşma taslağı muhalefet partilerinin olumlu oyları sayesinde mecliste onaylanınca, Tsipras’a erken seçim yolu açıldı. SYRİZA parti örgütü içinde çok kuvvetli olmasına ve partinin eski siyasi ve ideolojik çizgisine sadık kalmalarına rağmen, Panayotis Lafazanis ve diğer eski SYRİZA bakan ve milletvekilleri, umut ettikleri seçim sonucunu elde edemediler. “Halk Birliği”nin aldığı yüzde 2,86 oy, yüzde 3 barajının altında kalınca, Tsipras’ın SYRİZA içinde en büyük siyasi rakibi Panayotis Lafazanis ve eski meclis başkanı Zoi Konstantopulu meclis dışında kaldı. “Halk Birliği”nin seçim hüsranı, hem Tsipras’ın siyasi karizmasının, hem de Yunan kamuoyunun ülkenin Euro Bölgesi’nden çıkmasına sıcak bakmadığının altını çizdi. SYRİZA seçmenlerinin güvenini kazandığını ispatlandığı seçimde, Tsipras artık “karizmatik bir lider” olarak tanımlanmış oldu. Ayrıca da, “Halk Birliği” adaylarının açıkça savundukları “Euro’dan çıkış- Drahmi’ye dönüş” planlarının, SYRİZA’ya oy verenleri bile korkuttuğu belli oldu. Böylece “Halk Birliği”, SYRİZA politikalarına karşı faaliyetlerini artık meclis dışında devam edecek.
Bu seçimin başka önemli hususları da var. Birincisi, SYRİZA’nın koalisyon ortağı, aşırı sağ “Bağımsız Yunanlılar” partisinin barajın üstünde kalıp, Tsipras’ın bu partiyle koalisyona devam kararıydı. Partinin muhtemelen baraj altında kalacağını tahmin eden tüm seçim anketlerine rağmen “Bağımsız Yunanlılar” yüzde 3,69 toplayıp meclise rahat girebildiler. Böylece parti başkanın Panos Kammenos’un SYRİZA ile koalisyon hükümeti kurup troyka ile antlaşmaya olumlu oy verme absürt kararları hiç zararlı çıkmadı. Seçim sonuçları belli olur olmaz, Tsipras Kammenos’u zafer kürsüsüne yanına çağırdığı anda, “Bağımsız Yunanlılar” partisiyle koalisyon hükümetine devam kararını açıkladı. Bu koalisyon hükümetinin tekrarı, SYRİZA’nın vaat ettiği reform programını desteklemek için “Nehir” veya PASOK gibi merkez veya merkez sol partileri ile koalisyon yapacağına dair umutları da suya düşürdü. “Bağımsız Yunanlılar” ile devam kararı, koalisyon hükümetinin sol veya sosyal demokrat değil, popülist ve milliyetçi eksenli bir siyasi çizgi izleyeceğinin ipucunu vermektedir.
Son olarak, 20 Eylül seçiminde “Altın Şafak”ın siyasi başarısını gözardı etmek mümkün değil. Tüm cinayet ve davalara rağmen, “Altın Şafak” yüzdesini 6,99’a yükseltebildi. Mülteci krizi ve ondan dolayı artan ırkçılık ve zenofobi, partinin oy oranlarının kuvvetlenmesini kısmen izah etse bile, Yunan toplumunun bir kısmının böyle bir partiye oy vermesi seçimin en hazin yanı.