Yunanistan`daki İsyanın Perde Arkası

Barış Hasan

Yunanistan, bir haftayı aşkın bir süredir öğrenci eylemleriyle sarsılıyor. Bunlara eylem demek de hafif kalır aslında. Zira, protestocu gençler okulları işgal ediyor, polis karakollarına saldırıyor, bankaları ateşe veriyor, mağazaları yakıyorlar. Medyada verilen haberlerde olayların küçük anarşist grupların başının altından çıktığı yansıtılıyor. Ama, gerçekler çok farklı.

Eylemleri yapan üniversite ve lise öğrencileri. Yalnız da değiller. Ülkedeki eğitimciler, hocaları ve dahası aileleri bile öğrencilerin protestolarına destek veriyorlar. Yunanistan’ı saran bu yangının altında ise kapitalist ekonominin insanları artık iyice sıkboğaz etmesi yatıyor. Yunanistan’da hayat o kadar pahalı ki, sıradan bir Yunanlı ekmeğini kazanacak parayı zor bulduğu gibi ailesini doyuracak bir lokmaya bile çok para harcamak zorunda. Yunanistan’da ekmeğin fiyatı 1.20 Euro (neredeyse 2.5 YTL). Temel ihtiyaç maddeleri inanılmaz derecede pahalı. Sanayileşmemiş bir ülkenin AB’ye girmesinin yarattığı olumsuz etkiler yıllar yılı pek hissedilmedi. Ama şimdi bıçak kemiğe dayanıyor ve halk isyanın eşiğine geliyor.

Ekonomik sıkıntılara bir de hükümetin eğitim kurumlarının özelleştirilmesi yönündeki politikaları eklenince durum iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Hayatını idame ettirecek parayı zar zor kazanan ortalama bir Yunanistan vatandaşını çocuğunun geleceğine yönelik korkular da sardı. Özel okullara verecek parayı kazanamayacağını çok iyi bilen aileler, çocuklarını eylemlere katılmak için teşvik ediyorlar.

16 yaşında bir gencin polis kurşunuyla öldürülmesi sadece bir bahane oldu. Fitil ateşlendi ve ülke genelinde öğrenciler sokağa döküldü. Eylemlerin temelinde ciddi anlamda artan sosyal eşitsizlik ve ekonomik ayrımcılıklar var. Sınıflar arasındaki uçurum gittikçe artıyor ve patronların zenginliğine zenginlik kattığı bir ortamda sıradan insanlar daha çok eziliyor.

Yunan Devleti, her sorunda olduğu gibi klasik milliyetçi söylemleriyle sorunları ört bas etmeye çalışıyor. Devlet kurumları ve hükümet eylemcileri hemen vatan hainliği ile suçlayıverdi. Ama, Yunan halkı devletin politikalarının doğruluğuna artık pek inanmıyor. Bu sebeple gösteriler bitmiyor.

Dahası, Yunanistan’daki durum AB’yi de endişelendiriyor. Geçen haftaki Brüksel zirvesinde Sarkozy ve Berlusconi, Karamanlis’i adeta sorguya çektiler ve olayların kendi ülkelerine de sıçramasından endişe ettiklerini çekinmeden kamuoyuna açıkladılar. Çünkü, çok iyi biliyorlar ki, İtalya’da da, Fransa’da da ve diğer AB ülkelerinde de sosyal eşitsizlik gittikçe büyüyor. Vahşi bir kapitalizmin insanlığı sürüklediği krizi görebiliyorlar. Ancak, onların derdi insanlık değil, sermaye olduğu için olayların bir an önce bastırılmasını istiyorlar.

Mesele aslında bu kadar açık. Yunanistan’daki bu olayların perde arkasında anarşist gençlerin maceraperestliği değil, bizzat aileleri ve hocalarından aldıkları destekle sisteme karşı duyulan isyan ve eşitsizliği yaratanlara karşı duyulan öfke var. Yunanistan’daki bu durum aslında AB’nin ve temel anlamda kapitalizmin çıkmaza girmeye başladığının küçük bir kanıtı. AB içinde de, ciddi eşitsizlikler ve haksızlıklar söz konusu ve buna karşı ilk isyan Yunanistan’da patlak veriyor. Zaman olayların gidişatını gösterecek. Bu arada, anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az misali, Türkiye’deki, AB hülyalarıyla yanıp tutuşanların kulaklarına da zurnayı biraz daha güçlü öttürmek lazım kanımca.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ