Kıbrıs’ın Egemenliği Rumlara mı gidiyor?

Barış Hasan

Bu, Kıbrısla ilgili yazdığım kaçıncı yazı bilemiyorum. Ancak, inadına Kıbrıs’ı gündeme taşımak için çaba harcamamız gerektiğini düşünüyorum. Bugünlerde ekonomik kriz, yerel seçimler gibi konularla vaktimizi harcarken burnumuzun dibinde cereyan eden gelişmelere kayıtsız kalıyoruz ve bu kayıtsızlığın ileride başımıza açacağı dertleri göremiyoruz.

Kıbrıs’ta ‘tek egemenlik’ ilkesi üzerinde her iki tarafta neredeyse anlaştı. Bunun üzerinden çözüm müzakereleri yürütülüyor. Talat ve Hristofyas her hafta bir araya gelerek değişik konuları görüşüyor, tartışıyorlar. Türkiye’nin ise bu müzakere sürecinde siyasi anlamda dışarıda kaldığını üzülerek söylemeliyiz.

Rum tarafı müzakereleri Avrupa Birliği perspektifi içinde yürütmeye çalışıyor. Buradaki ince hesap çok açık: AB üyesi olmayan Türkiye’yi müzakere sürecinin dışında bırakmak. Bunu da başarıyorlar bir ölçüde. Üstelik, Türkiye müzakere sürecine hiçbir şekilde müdahil olamazken Yunanistan tam tersi. Yunan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni Rum Haber Ajansı’na ilginç açıklamalar yaptı. Kıbrıs Türklerinin sonunda tek kimlik, tek egemenlik ve tek vatandaşlık ilkelerini kabul ettiğini söyledi. Bununla da yetinmedi ve garanti anlaşmalarının AB üyesi bir ülke için (Kıbrıs) geçerli olamayacağını ve terk edilmesi gerektiğini ifade etti. Sonunda da ‘işgalci’ Türk askerinin adadan tamamen çekilmesi gerektiğini eklemeyi de unutmadı.

Bunlar ne anlama geliyor. Uluslararası ilişkiler literatürüne girmeden çok kısa özetleyelim: Türkiye Kıbrıs’a garantör olamaz, çünkü Kıbrıs AB üyesi bir devlet. Ama Yunanistan, dolaylı da olsa Kıbrıs’ın garantörü olacak çünkü her ikisi de AB üyesi. Bu birinci gol.

Kıbrıs sorunu, Birleşmiş Milletler temelinden AB çerçevesi içine çekilmiş olacak. Birleşmiş Milletler üyesi, üstelik önümüzdeki iki yıl Güvenlik Konseyi üyesi olan  Türkiye’nin soruna müdahil olması BM zemininde engellenecek çünkü artık AB işin içine girecek ve BM platformu Kıbrıs sorununun çözüm yeri olmayacak. Bu ikinci gol.

Türkiye’nin garantörlüğü bertaraf edilince geriye Kıbrıs içindeki dengeler, aslında dengesizlikler kalacak. Tek egemen bir federasyonda Kıbrıs Türkleri azınlık konumuna düşecek. Yönetim organları ağırlıklı olarak Rumların denetiminde olacak. Çünkü, adada Rum nüfusu 800 bin, Türk nüfusu 200 bin. Bu durumda bir federasyonu oluşturan iki eyaletin eşitliği söz konusu olmayacak ve Türkler Kıbrıs Devleti’nin ortağı olmaktan çıkarılacaklar. Yani, tek egemenlik aslında Rumların egemenliği manasına gelecek. Bu da üçüncü gol.

Ve biz hala Türk kamuoyu olarak Kıbrıs’ta neler olup bittiğini umursamıyoruz. Bu müzakere sürecini tartışmaya bile açmıyoruz. Yunanistan, sürece istediği gibi müdahil olurken biz kenardan seyrediyoruz. İş işten geçince de, yazık diye hayıflanacağız. Ne fayda?

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ