Kıbrıs Müzakerelerinde Ortaya Çıkanlar
Kıbrıs’ta yürütülen müzakerelerde ilginç noktalar ortaya çıkıyor. En son, pek gündeme getirilmese de, Türkiye’nin ve KKTC’nin federasyon fikrini yavaş yavaş kabullenmeye başladığını ve federasyona yönelik bir suni çözümün ufukta göründüğünü iddia edebiliriz. Gelişmeler bunu kanıtlar yönde seyrediyor.
Kıbrıs’ta yürütülen müzakerelerde tek egemenlik anlayışına dayanan bir federasyonun Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin aleyhine olabilecek bir takım sorunlar doğuracağı aşikar. Bu potansiyel sorunların başında hava ve deniz sahası meselesi gelecek. Türkiye, Yunanistan’la Ege’de yaşadığı benzer sorunları kurulacak bir ‘Kıbrıs Federasyonu’ ile de kaçınılmaz olarak yaşayacaktır. Kıbrıs’ta federe bir çözüme ulaşıldığı takdirde yeni Kıbrıs’ın hava ve deniz sahası Türkiye’nin aleyhine genişleyecek. Bu durumda da Türkiye’nin Akdeniz’deki hareket alanı ciddi anlamda kısıtlanacak.
Nitekim, Hristofyas bu konuyu gündeme getirmekte fazla gecikmedi. Avrupa Komisyonu ile yaptığı görüşmelerde Kıbrıs’ın hava ve deniz sahasının Türk tarafıyla birleştirilmesi gerektiğini söylüyor. Bu şu demek: tek egemenliği olan yeni ‘Kıbrıs Federasyonu’ deniz sahasını 12 mil olarak belirleme hakkına sahip olacaktır. Birleşmiş Milletler sözleşmeleri de devletlere bu hakkı veriyor. Kaldı ki Akdeniz, Ege Denizi gibi kapalı bir konumda olmadığı için Türkiye’nin bu durumda ‘Kıbrıs Federasyonu’nun 12 millik deniz sahası iddiasına çok fazla itirazı da olamayacak. Kabul edilecek federe Kıbrıs devletinin Türkiye’nin başına açacağı ilk sorun bu.
Bir ikincisi. Deniz sahasına paralel olarak, Rumların kontrolündeki federe Kıbrıs devleti hava sahasını da Türkiye’nin aleyhine genişletme hakkına sahip olacak. Bu durumda, kuvvetle muhtemel Avrupa Birliği ve daha çok Yunanistan’ın desteğinde yeni Kıbrıs’ın güvenlik kuvvetleri de oluşturulacak ve Türkiye’nin askeri hareket alanı da oldukça küçülecek. Kıbrıs’ta federasyona yönelik bir çözümün Türkiye’nin başına açacağı dertler Türk kamuoyunda pek tartışılmıyor. Ezbere ‘çözüm’ diyerek işin kolay tarafına kaçıyor çoğu kimse. Hele ki bir de Türkiye’nin AB’den dışlanma, AB müzakerelerinin olumlu sonuçlanmama ihtimalini göz önünde bulundurursanız durum Türkiye için daha da içinden çıkılmaz bir hal alacak.
Bu konunun üzerinde durulması ve Türk kamuoyunda çok ciddi bir şekilde tartışılması lazım. Çünkü, uzun vadede Türkiye’nin aleyhine çok olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir müzakere süreci yaşanıyor.