Erken seçim kapıda

Aydın Bostancı

Ülke genelinde gün geçtikçe erken seçim senaryoları yoğunluk kazanıyor. Başbakan Papandreu ve hükümet kurmayları erken seçimin şimdilik gündemlerinde olmadığını, olası bir erken seçim durumunda ülkenin çıkmaza sürükleneceğini söyleseler de, iktidar partisi dâhil tüm partiler, adaylarını gözden geçirmeye başladılar bile.

Uluslararası basın yayın kuruluşları da yayınladıkları haberlerde, ülkemiz Yunanistan’da düzenin sağlanabilmesi ve ekonomik reformların sürdürülebilmesi için, erken seçimin kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Dünyaca ünlü Financial Times gazetesi “Yunanistan’ın Mücadeleleri” başlıklı haberinde Papandreou hükümetinin erken seçime gideceği ve Yunanistan’ın borcunun yeniden düzenleneceği iddiasını öne sürüyor.

Haberde halkın hiddetten çok gün geçtikçe artan işsizlik nedeniyle geleceğe kaygı ve endişeyle baktığı, hükümetin sürdürdüğü reform çalışmalarının başarısızlığa uğradığını söylemenin ise henüz erken olacağı ifade ediliyor. Haberde Yunan vatandaşlarının devlete karşı taşıdıkları bilincin değişmesinin adeta bir görev niteliği taşıdığı fakat bu bilincin değişebilmesi için bir kuşağın atlatılması gerektiğini bunun da Başbakan Papandreou’nun siyasi yaşamının tamamlamasından fazla bir süreyi alacağı belirtiliyor. Financial Times, Başbakan Papandreou’nun Yunan halkını reformlar sayesinde krizden çıkılacağına yönelik ikna etmesi gerektiğini, bununla birlikte ülkede ortamın sükûnete kavuşabilmesi için, hükümetin 2013 yılına kadar dört yıllık görev süresinin dolmasını beklemeden erken seçime gidilmesi ihtimalinin büyük olduğu ifade ediliyor.

Ülkenin siyasi arenasına bakıldığında ise bütün bu yorumlar yabana atılacak cinsten değil. Neredeyse bir erken seçim havasına girmiş gibiyiz. Bu konuda her ne kadar resmi bir açıklama yapılmasa da partiler yavaş yavaş adaylarını belirlemeye başladılar bile. Başbakan Papandreou’nun 18 Şubat tarihinde Batı Trakya’yı ziyaret etmesi, hemen akabinde 25 Şubat tarihinde Demokratik İttifak Partisi lideri Dora Bakoyanni’nin Dedeağaç ve Gümülcine’yi ziyareti, ana muhalefet lideri Antonis Samaras’ın ise 17-18 ve 19 Mart tarihlerinde Doğu Makedonya Trakya Eyaleti’nin her 5 iline de ziyaret gerçekleştirecek olması, siyasi arenayı hareketlendirirken ister istemez erken seçim senaryolarına da yoğunluk kazandırıyor.

Son dönemde bölgemize yapılan bu üst düzey ziyaretlerde verilen mesajlar ise elbete ki önem arz ediyor. Başbakan Papandreou’nun İskeçe’nin Demircik köyünden azınlığa yönelik verdiği mesajlar azınlık çevrelerince olumlu karşılandı. Başbakanın ekonomi ve işsizlik sorunun yanı sıra SÖPA konusu, Türkçe ehliyet sınavları ve müftülük ile ilgili yaptığı açıklamalar önemliydi. Bölgeye vaatlerde bulunmak için gelmediğinin altını çizen Başbakan, ülkenin içinde bulunduğu zor duruma işaret ederek, bölgeye vaatlerde bulunmak için gelmediğini, hükümet olarak bölge insanı için neler yapılabileceğini yerinde tespit edebilmek amacıyla ziyaretini gerçekleştirdiğini ifade etti. Başbakanın Demircik’ten yaptığı en önemli açıklama ise Selanik Özel Pedagoji Akademisi hakkında oldu.

Başbakan Papandreou, SÖPA’nın seviyesinin yükseltilerek Selanik Aristotelio Üniversitesine bağlanacağını, bunu Eylül ayına kadar yetiştirmek istediklerini ve seviyesi yükseltilmiş olan akademinin azınlık çocuklarına yönelik olacağını ifade etti. Özellikle SÖPA konusunda Başbakanın söyledikleri son derece önemli beyanlar.

Zira son dönemlerde SÖPA konusunda çeşitli görüş ve öneriler yoğun olarak dile getirildi yazıldı çizildi. SÖPA’nın seviyesinin yükseltilmesi durumunda “anayasaya aykırılık” teşkil edeceği gerekçesiyle karma olacağı görüşü öne sürüldü. Hatta öyle ki İskeçe PASOK milletvekili Çetin Mandacı bile azınlık radyolarına çıkıp SÖPA’nın karma oluşumunu sonuna kadar desteklediğini açıkça beyan etmekten çekinmedi. Fakat bir söz vardır olmayacak duaya âmin denilmez diye, anlaşılan o ki karma oluşumun azınlık tarafından kabul görmesinin mümkün olamayacağı anlaşılmış görünüyor.

Her ne kadar bu konuda henüz kesin olarak resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, Başbakan’ın Demircik’teki konuya ilişkin açıklamalarını göz önünde bulundurursak, SÖPA’nın yeni oluşumunda sadece azınlık öğrencilerinin yer alması kuvvetle muhtemel gözüküyor. Karma konusunda gösterilen tepkilerin, yetkilileri bu konuda aklıselim ile düşünmeye sevk ettiği yadsınamaz bir gerçektir. 1990’lı yılların başında azınlık okullarında yaşanan kitap krizini herkes hatırlar. Kültür Protokolleri aşılarak azınlık ilkokullarına dağıtılan okuma ve din bilgisi kitapları, tüm azınlık ilkokullarında krize neden olmuştu.

Dolayısıyla şimdi karma bir fakülte oluşturularak benzer problemlerin öğretmenler konusunda ortaya çıkması, herkesin en son isteyeceği şeydir. Buna kaş yaparken göz çıkarmak denir. Başbakan Papandreou, bölgeyi ziyaretinde azınlığa yönelik bir dizi olumlu açıklamalarda bulundu fakat asıl önemli olan “ben buraya size vaatlerde bulunmaya gelmedim” diyerek realist bir yaklaşım izlemiş olmasıdır. Gerçekçi tavır sergileyen tüm siyasiler, artık büyük kesimler tarafından takdir topluyorlar. Popülizmi tercih edenler ise özellikle genç kuşak tarafından bağnaz kabul ediliyor.

Benzer realist yaklaşımı Demokratik İttifak Partisi lideri Dora Bakoyanni’de de görmek mümkün. Geçtiğimiz günlerde Gümülcine’yi ziyaretinde bir basın toplantısı düzenleyen Dİ.Sİ lideri, “erken seçim kendi partimin çıkarına olsa da, ülkenin çıkarına değil, bu sebeple erken seçime gidilmesini istemiyorum” diyen Bakoyanni, popülizmden uzak gerçekçi bir tavır sergiledi.

Hükümetin önlem paketlerini mecliste kabul etmesi ve bunun neticesinde Yeni Demokrasi Partisinden ihraç edilmesi de gerçekçi duruşundan kaynaklanıyor. 1992 yılında Başbakan Konstantinos Miçotakis azınlığa yönelik “isonomia-isopolitia” “yasalar önünde eşitlik ve eşit vatandaşlık” ilkesini hayata geçirirken, bunu yalnız başına değil, diğer muhalefet partilerinin mutabakatı neticesinde hayata geçirmişti.

Başbakan Papandreou’nun Demircik’te müftülük ve vakıflar gibi azınlık konularını partiler arası kurulacak komisyonlarla çözüme kavuşturacaklarını söylemesi de, gerçekçi bir yaklaşımdır.

Yoksa milletvekili Ahmet Hacıosman’ın bu yıl İskeçe’nin Karaçanlar bölgesinde düzenlen 29 Ocak’ı anma gecesinde yaptığı konuşmada ifade ettiği üzere bütün azınlık sorunlarının çok yakında çözüleceğini söylemesi, ancak temenniden öte bir şey ifade etmez. Bu konularda aynen Başbakan Papandreou’nun yaptığı gibi gerçekçi olmak ve realist bir siyasi tutum izlemek gerekir. Öyle falanca yetkili bana bunu söz verdi, pişmanca kişi bana bunu vaat etti demekle, azınlık sorunları çözülmüş olsaydı, memlekette 80 seneden beri sorun diye bir şey kalmazdı.

Sonra iletişim çağında yaşıyoruz, öyle eskiden olduğu gibi bol keseden atmak ve boş vaatlerde bulunmak artık tutmuyor, tutarlı ve samimi olmak lazım. Tabiî ki bunu kavrayabilen siyasetçilerimize ne mutlu..

Aydın Bostancı, Azınlıkça Dergisi

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ